26 07 2010

yaz notları 2: boğaçhan

yaz notları 2: boğaçhan |  görsel 1

13. Hemingway’ın ‘Tehlikeli Yaz’ adlı kitabına başladım. İspanya’da boğa güreşleri ile ilgili izlenimlerini anlatır. Malum, adamımız bir AFİCİONADO dur. Yani güreş sevdalısı... Bana boğalar hep BOĞAÇHAN’ anımsatır. Dede Korkut Hikâyeleri’ndeki Boğaçhan. Sizi bilmem ben de bu hikâyelerin hastasıyım. İlk kez ortaokulda, Türkçe kitabında rastladım. O eski, harika ders kitapları. Sulu boya bir resimle daha da güzeldi hikâye. Çizim tutkusuna sanırım o iyi kitaplardaki desenler yüzünden kapıldım biraz da.

 

Hatırladığım kadarıyla hikâye şuydu: Oğuzlardan bir beyin, -Dirse Han mıydı- çocuğu olmamaktadır. O günlerde Bayındır Han bir şölen düzenler. Bey, oğlu olanları ak otağa, kızı olanları kızıl otağa ve oğlu- kızı olmayanları da kara otağa misafir eder. Dirse Han buna çok içerler, karısına gider ve ona öfkelenir. Niye bana bir oğul doğurmadın, diye eşine sitem eder. Eşi de ona Tanrıya yalvarmasını, açları, açıkları doyurmasını, çıplakları giydirmesini söyler. Hanımız el açar, yüce tanrıya dua kılar, aç görse doyurur, çıplak görse giydirir, insanlara iyilik eder, sonunda duaları kabul olur ve Tanrı onlara kara perçemli bir oğlan bağışlar. Oğlan büyür ama hala bir adı yoktur, çünkü atalarımız öyle bedavadan isim koymazlar adama.( Şimdi boktan adamlara imparator falan diyorlar ya, demek köprünün altından çok sular akmış) Yani bir yiğitlik göstermeden isim falan yok. Çocuk gelir ergenlik yaşına ama adı konulmamıştır daha. Neyse efendim yine bir düğün, toy, yağma, artık ne derseniz, bir şenlikte bir boğa iplerinden kurtulup meydana seğirtir. Herkes çil yavrusu gibi dağılır lakin bizim adsız oğlan kalakalır kocaman boğanın karşısında. Boğaya öyle bir yumruk indirir ki hayvan feleğini şaşırır, burnundan kanlar boşanır, Bayındır hanının kara boğasını saf dışı eder, ismi de hak etmiş olur. Dedem Korkut gelip boy boylar, toy toylar ve yiğidimizin adı BOĞAÇHAN olur. Adını ben verdim yaşını da Tanrı versin, der Dedem. Hikâye böyle devam eder...

 

Ya işte böyle, Oğuz yumruğuyla bitiriyormuş işi, öyle elli tane kılıç sokarak değil.

 

Hadi bakalım kalın sağlıcakla. Gölgeli kaba ağacınız kesilmesin.

 

  

194
0
0
Yorum Yaz